[Makale-Baslik]

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları


İnceleme konumuz ile ilgili yapılan düzenlemeye bakıldığında, kanun koyucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesini belirli koşullara bağlamıştır. Bu koşulları ön koşullar, suça ve cezaya ilişkin koşullar, sanığa ilişkin koşullar, zararın giderimi koşulu olarak inceleyeceğiz.

Yargılamayı yürüten mahkemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesi için iki ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan ilki uzlaşmaya tabi suçlarda öncelikli olarak uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına gidilmesi ve uzlaşma kurumundan faydalanılmamasıdır. İkincisi ise sanığa isnat edilen eylemin ispat edilebilir olmasıdır.

Suç ve cezaya ilişkin koşullar bakımından, hangi suçların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olabileceği, cezaların türü, niteliği ve miktarı yönünden hangilerinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında olacağı konularıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun bireyselleştirme kurumu gözetilerek, sanığın adli sicil kaydı, kişisel özellikleri ve yargılamadaki davranışları, sanığa ilişkin koşullar olarak incelenecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu aynı zamanda bir onarıcı adalet kurumudur. İşlenen suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi de önem arz eden bir koşuldur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mahkeme tarafından uygulanabilmesi için bütün koşulların aynı anda sağlanması gerekmektedir. Aksi halde sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan faydalanamayacaktır.

1. Ön Koşullar

Sanığa İsnat Edilen Fiilin Gerçekleşmiş Olması

Ceza yargılamasında yargılanan sanık hakkında, kendisine isnat edilen fiilin kesin ve şüpheye yer bırakılmadan gerçekleştirdiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Ceza yargılamasının da asıl amacının maddi gerçeğe ulaşmak olması nedeniyle, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme hali doğmuş olur. Sanığın suçu sabit görülürse, diğer bir deyişle mahkumiyet kararı oluşursa ve buna dayalı olarak bir mahkumiyet hükmü kurulursa, ancak o durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilebilecektir. Yargılama bitirilmeden, yargılamanın başlangıcında veya herhangi bir aşamasında, yargılama süreci kesilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Ceza belirlenmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirse, böyle bir karardan sonra yapılan işlemlerin hukuki bir değeri olmayacaktır.

Uzlaşmanın Sağlanamamış Olması

Uzlaşma, fail ile mağdurun yasal koşullar çerçevesinde anlaşması nedeniyle fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisinin askıya alınmasını veya tümüyle kaldırılmasını sağlayan bir kurumdur. Uzlaşma ile şüpheli veya sanık işlediği suçun sorumluluğunu kabul edip üstlenerek suçun sonuçlarını da giderek toplumla yeniden bütünleşme olanağını elde etmekte, ayrıca Devlet, yaptırım uygulamak yönünden katlanacağı birçok giderden de kurtulmuş olmaktadır.

Uzlaştırma, tarafların rızalarına dayalı olarak soruşturmayı ve kovuşturmayı sona erdiren bir kurum olmasına karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, belli koşullarda kamu davalarını düşüren, sanık ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdiren bir kurumdur.

Ceza yargılamasının başlangıcını oluşturan soruşturma aşamasında veya kovuşturma aşamasında tarafların uzlaşması halinde ceza davası sona ereceğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünde bir karar söz konusu olmayacaktır. Fakat taraflar uzlaşmaz, yargılama devam eder ise mahkeme tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi söz konusu olacaktır.

2. Suça ve Cezaya İlişkin Koşullar

Sanığa İsnat Edilen Suça İlişkin Koşullar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, ülkemizde önce çocuklar bakımından ve hafif suçlarda uygulanabilen bir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Uygulamada görülen olumlu sonuçlar, kurumun yetişkinler hakkında ve belirli bir düzeye kadar her suç bakımından uygulanmasına yol açmıştır.

Gerçekten de, ‘’Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.’’ (CMK m.231/5) denilmek suretiyle, kurumun uygulanabilmesi için suçlar açısından herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Dolayısıyla, kural olarak bütün suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir.

Kural bu olmakla birlikte gerek yasayla gerekse uygulamayla bazı suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi olanaksız hale getirilmiştir. Bu husus ile ilgili ayrıntılı olarak bilgi paylaşılacağını belirtmekle birlikte, Anayasanın 174’üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmayacağını belirtmek isteriz.

Son olarak şunu da belirtelim ki, birden fazla suçun birlikte işlendiği durumlarda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun koşulları her bir suç için ayrı ayrı değerlendirilir. Suçlardan birinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında olması, diğeri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel değildir.

Cezaya İlişkin Koşullar

Türk Ceza Kanunu’nda suç işleyen kişilere bir takım yaptırımlar öngörülmüştür. Yaptırımlar ise cezalar ve güvenlik tedbirleridir. Cezalar ise hapis ve adli para cezalarıdır (TCK m.45/1). Güvenlik tedbirleri ise hak yoksunlukları, müsadere, tekerrür, sınır dışı edilme, çocuklara ve akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri ile tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleridir (TCK m. 53-60).

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ile ilgili düzenlemede, sanık hakkında ceza verilmesi durumunda söz konusu olacağı belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak, yalnızca güvenlik tedbiri uygulandığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Fakat cezayla birlikte, ona bağlı olarak güvenlik tedbiri uygulandığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinde hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Suçun karşılığı olarak cezanın belirlenmesi iki düzeyde yapılamaktadır. Bunlardan ilki, yasa koyucunun yasada suçun karşılığı olarak belirlediği soyut ceza, ki bu çoğunlukla alt sınırları ve üst sınırları belirlenmiş cezadır. İkincisi ise, mahkemenin ceza davasındaki somut olayda, hakimin iradesinin ürünü olan suç ve suçluya göre belirlediği somut cezadır. Bu belirleme hususu ise TCK’nın 61. maddesinde yer alan yöntem ve kurallara göre yapılır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında göz önüne alınacak ceza, suçun yasadaki karşılığı olan (soyut) ceza değil, mahkemenin, yargılamanın sonunda TCK’nın 61. maddesine uygun olarak tüm artırım ve indirimleri uyguladıktan sonra belirlediği (somut) cezadır.

Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonucunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilinir. Kurum ilk yasallaştığında hapis cezasının süresi bir yıl idi. Ancak 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’yla bu süre iki yıla çıkarılmış oldu ve bu sayede kurumun uygulama alanı da genişlemiş oldu.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için, hapis cezasının öngörülen süresi bakımından çocuklar ile yetişkinler arasında bir ayrım yapılmamıştır. Çocuklar için yapılan önceki düzenlemelerde, hapis cezası sınırı için 3 yıllık süre verilmiş olsa da daha sonra ceza süresi yetişkinlerle aynı süreye bağlanmıştır.

5237 sayılı TCK’da cezaların içtiması (toplanması) kabul edilmemiştir. Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarının ayrı ayrı korumaktadır. Bunun sonucu olarak, sanığa yüklenen birden fazla suçun karşılığı olarak hükmolunan hapis cezalarının toplamı 2 yılı aşsa bile, ayrı ayrı değerlendirme yapılarak her suç için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilinir. Örneğin, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda sanığa iki ayrı suçtan ceza verilmiş olsa ve bu cezaların ilki 1 yıl 9 ay diğeri ise 1 yıl 2 ay olduğunda, cezaların toplamları 2 yılı aşsa bile cezaların toplanamayacağından, her bir suç için birbirinden bağımsız olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Uygulanamayacağı Suçlar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanma alanı bazı suçlar ve cezalar bakımından sınırlandırılmıştır. Bunlar özelliği olunan bazı suçlar ile belli bir sürenin üzerinde hükmolunan cezalardır. Her suçun ve cezanın hükmün açıklanmasının kapsamına alınması, toplumdaki adalet duygusunun yok olmasına, hukuk barışının bozulmasına ve suçla mücadelede sorun olabilir.

Cezalar bakımından bakıldığında, 2 yıldan fazla hapis cezasına hükmolunması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanamayacağı açıktır (CMK m.231/2-ilk cümle).

    Kanunun 14. fıkrasında, Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkilap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak kurumun uygulanamayacağı belirtilmiştir. Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan suçlar şu şekildedir:
  1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
  2. 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun;
  3. 30 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
  4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;
  5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;
  6. 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun;
  7. 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa Gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;
  8. 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

Kurumun uygulanamayacağı bir diğer suçlar ise, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’ndan, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu’ndan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’ndan ve 5941 sayılı Çek Kanunu’ndan doğan suçlardır.

3. Sanığa İlişkin Koşullar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, cezanın bireyselleştirilmesi bakımından hakime verilmiş önemli araçlardan biridir. Kurum, çocuk suçlular, yaşamında ilk defa ve çoğunlukla suç işleyenler ile hafif nitelikteki suçlar bakımından ortaya çıkmış, gelişmiş ve günümüzde geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Sanığın si lehine olan bu kurumdan yararlanması ise bazı koşullara bağlanmıştır. Bunların bir kısmını yukarıda izah etmiş olmakla birlikte bir diğer kısım ise sanığa ilişkin koşullardır. Sanığın suç geçmişi, kişilik özellikleri ile tutum ve davranışları, kurumun uygulanmasını kabul edip etmemesi sanık için koşullardır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun ortaya çıkış nedenlerinden birisi olarak yaşamında ilk defa suç işlemiş kişilerin işledikleri hafif suçlar nedeniyle haklarında bir mahkumiyet hükmü oluşturmadan belli koşullarda ceza uyuşmazlığını sonlandırma ihtiyacı olarak gösterebiliriz. Sonuç olarak, ilk defa suç işlemiş olmak sanığın suç geçmişinin temiz olması anlamına gelmektedir. Bu durum da zaten hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için aranan şartlardan biridir.

Sanıkların adli sicil kayıtları kurumun uygulanması için önem arz etmektedir. Adli sicilde silinme koşulları oluşmuş bir mahkumiyet hükmü, ister adli sicilden silinmiş olsun, ister silinmemiş olsun, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmaz. Uygulamada, sanığın adli sicil kayıtlarında görülen mahkumiyet ilamı mahkemeden getirilerek, adli sicilden silinme koşullarının oluşup oluşmadığı mahkeme tarafından araştırıldıktan sonra sonuca varılmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi için öngörülen koşullardan bir diğeri de sanığın kişilik özelliğidir. Sanığın kişisel özellikleri ile tutum ve davranışları, bireyselleştirme kurumlarında ayrıca dikkate alınmaktadır. Kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi kurumunda, suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık (TCK m.50/1); hapis cezasının ertelenmesi kurumunda, suçu işledikten sonra yargılama sırasında gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği (TCK m.51/1-b); takdiri indirim kurumunda, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları (TCK m.62/2) cezanın bireyselleştirilmesi için hakime değerlendirme ve olumlu veya olumsuz bir kanaate oluşma olanağı sağlayan ölçütlerdir.

Yargılamayı yürüten mahkeme, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşmak için, sanığın kişisel özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları unsurlarından her ikisini de birlikte göz önünde bulundurmaktadır. Bu ölçütlerin birinde veya her ikisinde, sanığın yeniden suç işleyemeyeceği konusunda olumsuz kanaat uyandıracak herhangi bir unsur tespit edilirse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilemez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, sanık bakımından bir hak olmamasına karşın, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeme hakkı bulunmaktadır. Kanun koyucu, bu kurumun sanık hakkında uygulanabilmesi açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesini kabul etmesi, bu kurumun kendisi için uygulanabileceği anlamına gelmemektedir.

4. Sanığın Neden Olduğu Zararın Giderimi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi gerekmektedir. ‘’Zarar’’ kavramı sözlükte, ‘’bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, ziyan’’ olarak tanımlanmaktadır.

Suçun maddi unsurlarından biri fiildir. Her davranış bir fiil olmakla birlikte, her fiil suç oluşturmaz. Bir fiilin suç oluşturması için yasada açıkça ‘’suç’’ olarak tanımlanması ve bir yaptırıma bağlanması gerekir (TCK m.2). Suç olarak tanımlanan insan davranışlarının içerdikleri haksızlık nedeniyle bir zarar sebebiyet verebilir. Bu zarar, mağdura veya kamuya yönelik olabileceği gibi, maddi veya manevi nitelikte de olabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için aranan zararın giderim koşulu, kanunun 231/6-c. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Sanığın zararı derhal yerine getirememesi durumunda ise, sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (m. 231/9)

Sanık ister çocuk olsun ister yetişkin, zararın giderimi bir koşul olarak her sanık için aranmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda, zararın giderimi koşulu bakımından ceza hukukunda yer alan tehlike suçu/zarar suçu ayrımı önem arz etmektedir. Örneğin, hırsızlık, mala zarar verme suçları birere zarar suçları olmakla birlikte, tehdit, hakaret gibi suçlar birer tehlike suçudur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda aranan zararın giderilmesi koşulu, sadece zarar suçlarına ilişkindir. Yüksek mahkemenin uygulaması da bu yöndedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için giderilmesi gereken zarar maddi zarardır. Maddi zararın nasıl tespit edileceği konusunda Yasa’da herhangi bir düzenleme yoktur. Maddi zararın tespiti için öncelikle bir zararın mevcut olması gerekmektedir. Maddi bir zararın meydana gelmediği suçlarda, zarar tespitinden söz edilemez. Yukarıda bahsi geçen tehlike suçları da bunlardan biridir.

Zararın tespiti, mağdura veya kamuya verilen zararın karşılığı olan paranın ödenmesini gerektiren somut olaylara yani zarar suçlarına ilişkin yapılır. Uygulamada zararın belirlenmesinde mahkeme hakiminin takdir yetkisi vardır. Bu bakımdan tarafların beyan ve kabulleri kural olarak hakimi bağlamaz. Ancak hakim, zararın belirlenmesinde tarafların beyanına başvurabilir ve onlardan zararın tespiti ile ilgili deliller isteyebilir.

Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderimi için ceza hukukunda üç yol öngörülmüştür. Bunlar; aynen iade, önceki hale getirme ve tazmindir.

Aynen iade, suç olayı nedeniyle, mağdurun veya kamunun zararına yol açacak nitelikte, hukuka aykırı ve haksız bir biçimde ele geçirilen eşyanın aynısının geri verilmesidir. Burada maddi anlamda tam bir giderim söz konusu olacaktır.

Önceki hale getirme, bir suç olayı nedeniyle, hukuka aykırı ve haksız bir biçimde kırıp dökmek/yakmak/yıkmak/değiştirmek vb. yollarla mağdura veya kamuya verilen zararı, onarmak/düzeltmek/yapmak vb. yollarla giderilerek suçtan önceki hale getirilmesi demektir.

Tazmin, suç olayı nedeniyle, hukuka aykırı ve haksız bir biçimde mağdura veya kamuya verilen zararın karşılığının parasal olarak ödenmesi demektir.

Zararın giderimi konusunda yasanın öngördüğü bu yollar seçimlik niteliktedir. Ayrıca mahkeme bu konuda belli bir yönde hareket etmeye zorlayamaz.

Ceza Hukukundan kaynaklı hususlarla ilgili olarak avukatlık hizmetlerimiz bakımından bilgi almak için iletişim kısmında yer alan bilgilerden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir önceki yazımızda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki niteliği konusunda ayrıltılı değerlendirmemizi inceleyebilirsiniz.

Av. Abdullah Fırat



Son Makaleler

Son Videolar

BİR SORUNUZ MU VAR?